Seyirci Kulisi “Radyolardan Bugüne Radyo Eksen On Fair’e”

Radyolardan Bugüne Radyo Eksen On Fair’e

Gülşen Bilge Kaya
gulsen@ucretsizetkinliklerrehberi.com


———————————————————————————————————————————————————

Radyo, bi’nevi müzik okulu, rengarenk tezgahlarla açılmış bir müzik pazarı, bilhassa öğrencilik dönemlerimizin en önemli beslenme kaynağı olmuştur. Özellikle de kasetlere kayıt yapan, tv yerine radyoyla ilgilenen bir kuşağın… Tek kaynağımız TRT iken, ilk özel radyo istasyonları, tv kanalları zorlu bir sürece direnerek bir bir açılmaya başlamıştı. Sıkı takip ettiğimiz radyo istasyonları, DJ demek ne kadar isabetli olursa, bazıları bugüne dek gelen radyo programcıları, radyo programlarımız vardı. Kendi adıma çok şey borçlu olduğumu söyleyebilirim. Kent FM, başlı başına bir döneme imzasını atmış ve Kaybedenler Kulübü filminde de bunu bize tekrar hatırlatmıştır. Kaan Çaydamlı, Mete Avunduk, Cüneyt Kaşeler… Diğer taraftan Beyazıt Öztürk ve bugün belki birkaç kişinin hatırlayacağı, yola beraber çıktıkları program arkadaşı Tito ile Eskişehir’den başladığı yolculukta kendini birkaç yıl içinde “Ünlü Şovmen Beyaz” olarak bulmuştu.

 

Hem sunumları, programlarıyla, hem de çaldıkları parçalar, destekledikleri kültürle hem sohbeti hem çaldığı dinlenen samimi insanlardı. Bugün yıllardır müdavimi olduğum büyük grupların, sanatçıların şarkılarını bana öğreten insanlardı. Beyaz bir dönem radyoculuğa dönmek istese de olmadı, fakat birçoğumuzun bildiği gibi Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk Kaybedenler Kulübü filmi sonrasında talep üzerine Standart FM’de tekrar yayına başladı. Kent FM’in son dönemine doğru bir kısmı Kent FM’den yetişen, beslenen insanların dahil olduğu yeni bir radyo istasyonumuz vardı.

Modern Hayatın Sesi Radyo Eksen. Bugün Radyo Eksen yayın yönetmeni olan Gülşah Güray’la bantmag’ın yaptığı bir söyleşide “Vaktiyle en çok dinlediğin radyo programı hangisiydi?” sorulduğu üzere kendisi:  “Zamanında; bu işe başlamama da vesile olan, Barbaros Devecioğlu’nun Garaj’ını, Kaybedenler Kulübü’nü ve Tekila City’i dinlerdik. Kent FM mesaisi yani…” şeklinde cevap alıyoruz.

2000’li yılların başından bugünlere

takdirimi almış, kalite çizgisini korumuş, kendilerinin de dedikleri gibi kimseye bulaşmadan, samimi ciddiyetlerini sürdürmüşlerdir. Radyo Eksen’de seçilmişinden az söz çok müzik bulunur. Bir gün bir şarkı keşfeder çalarlar, dinler aşık olursunuz, günlerce peşinden koşar, bazen bulamaz onlara sorarsınız, sonra genellikle o grup sonunda buraya gelir ve kendinizi konserlerinde bulursunuz. Helldorado’yu örnek verebiliriz. Gün 17 Ocak 2007 idi ve Radyo Eksen’in 7. Yaşını kutlamak üzere o zamanların yeni kullanılmaya başlanan eski sinema salonu Yeni Melek’teydik. Salon tıka basa doluydu.  Hayko Cepkin’den Aylin Aslım’a bir çok sanatçıyı enstrümanlarda Direc-t grubu müzisyenleri eşliğinde hiç bir aksama olmadan onca grubu arka arkaya dinlemiştik. Yerli gruplardan yabancı rock performansı izleyebildiğimiz ve sonunda Helldorado’nun bizi western filmlerine götüren müzikleriyle keyifli bir gece geçirmiştik. Sonrasında yine tek konserlik Radyo Eksen özel partiler olmakla birlikte ilk kez bu yıl festival düzenlemeye niyetlenmişler. İyi de etmişler.

 

15 Eylül 2012 Eksen On Fair festivali haberini aldığımda, bilhassa grupları gördüğümde keyfim yerine geldi. Yıllardır övgüler yağdırdığım, başka dünyalardan yer yüzüne inen şarkı Golden Brown’ı canlı olarak The Stranglers’tan dinleyecektim.

Ayrıca Space ki dört gözle beklenen… “I kill for love!” diye bağırmayı beklediğimiz… hepsinden önce Neyse grubu, ve finalde Olimpiyatlarda Blur’le sahne alan grup Bombay Bicycle Club. Mekan, Küçükçiftlikpark. Aslında Radyo Eksen’e Santral İstanbul’u çok yakıştırmıştım ama sanırım alkol mevzularından böyle bir seçim oldu.

Bizi bir nevi Rock’n Coke formatından aşina olduğumuz bir küçük kasaba bekliyordu fakat her ne kadar büyük yapılar inşa edilmemiş olsa da, yine de onca hazırlığın mekanda bir önceki gece Steive Wonder konseri varken nasıl yapıldığı hayret vericiydi.

 

 

Taksim AKM önünden servis olduğunu bildiğimizden metrodan çıkar çıkmaz AKM’nin önünde bekleyen servisi gördük ve tam hareket etmek üzereyken işaret edip hızlıca atladık. O anda yine de bir soralım derken, servisin meğer Santral İstanbul’a gitmekte olduğunu öğrenip apar topar indik. Önceki haftaki Santral konser çıkışı laneti devam ediyor, bizi aynı mekana çekiyor olmadı diye düşündük ve başka servis göremeyip geç de kalmamak için taksiye atlayıp alana gittik. Ulaştığımızda Neyse

grubunun son şarkıları idi. Hava önceki bir kaç günün aksine en sıcak günlerinden birindeydi, güneşin de keyfi bir hayli yerindeydi. Etrafı bir gezelim dedik ve o sırada Mete Avunduk, Cüneyt Kaşeler ve Hakan Tamar‘a rastladık.  Mete Avunduk’un esasen Kadıköy’de bulunan Vintage Records dükkanından alandaki standında da plaklara da göz atma şansımız oldu. Her zamanki gibi keyifli sohbetlerinden sonra dolaşmaya devam ederken Radyo Eksen müzik direktörü ve program yapımcısı ve programıyla mesai çıkışlarımın yol arkadaşı Güven Yıldız‘ı gördüm ve kendisine de bir selam edip alanın keyfini çıkartmaya devam ettim.

Derken bir çoğumuzun en çok beklediği grup Space’in keyifli performansı hepimizi mutlu etti. Grubun gitaristi Beşiktaş Feda tişörtü giymiş ve sıkça bu durumdan memnuniyetini gösteriyordu.

Radyo Eksen DJ kabininden Nejat Yavaşoğulları, Koray Candemir gibi konuklar alarak canlı yayın yapıldı. Böylece bir radyo yayınını izlemiş de olduk.  Belle & Sebastian DJ set pek keyifliydi. The Stranglers böyle habersiz gibi sürpriz gibi bir baktık sahnede çalmaya başlamışlar, kim bu arkadaşlar, The Stranglers. Biraz da yorulmuş kenarlara yayılmışız, sahneye doğru gittik. Şarkı aralarında grup sıkça fırça atıp etraftaki insanlara, balonlarla oynayanlara iğneleyici sözler söyledi. Hatırı sayılır eski bir gruptur, çok da güzel çaldılar ve Golden Brown’u da bize bahşettiler. Özel olarak “Peaches” şarkısını canlı icra yeteneklerini ne kadar övsem azdır. Lakin, şunu da söylemeden edemedim ki, festival ortamlarında sahnede kim olursa olsun etrafta hep biraz insan olur, ve o insanları o alana getirebilmek organizasyonun başarısı iken, sahne önüne çekebilmek grubun başarısıdır.

 

London Guns DJ Set derken saat Bombay sahnesine gelip dayandı ve o esnada sıcak hava biraz serinletmeye karar verip hafiften yağmaya başladı. Yorgunluk, yağmur derken Bombay’dan da 4-5 şarkı dinleyip yol almaya karar verdik. Bu kez alan çıkışında beklemeden tek otobüsle eve ulaşabilecek kadar şanslıydık.

 

Ücretsiz Etkinlikler Rehberi

18.09.2012

GBK

Seyirci Kulisi